AKP’li Tuzla Belediyesi’nin Kalite Belgesi almak için ICC Danışmanlık şirketiine hazırlattığı ancak üçbuçuk yıldır halktan gizlenen çevre raporu ilçe halkının göz göre göre zehirlendiğini ortaya çıkardı.
Hazırlanan rapora göre, çevredeki sanayi kuruluşların tamamına yakını ruhsatsız çalışırken, kuruluşlar kendi ön arıtma tesisini yapmak yerine atıklarını derelere ve iski arıtma tesisi kanallarına atmayı seçiyor. Bu şekilde ilçede bulunan Biyolojik Arıtma Tesisi’ne gelen kimyasal atıklar, burada arıtılamadığı için denize dejarj edililyor. Bunun sonucunda denizin, yerlatı suları ve toprağın kirlenmesinin yanı sıra, ortaya çıkan dayanılmaz koku Tuzla halkını canından bezdiriyor. Kendi raporlarına rağmen yetkililer yıllardır hiç bir şey yapmadan durumu izlemekle yetiniyor.
Korkutan rapor
Tuzla, tersaneleri, çöp toplama istasyonu, Deri Sanayi, İston, Organize Sanayi Bölgeleri, yüzlerce irili ufaklı sanayi kuruluşu, zehirli varilleri, arıtmayan arıtma tesisiyle her geçen gün Dilovası olma yolunda ilerliyor. Halk dayanılmaz kokudan şikayetçi ve kalıcı hastalıklardan endişeli. Belediyenin 2006 Aralık ayında Kalite Belgesi alabilmek için ICC Danışmanlık Şirketi’ne hazırlattığı Tuzla Çevre Raporu, halkın endişelerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkardı.
Çevre ve Endüstri Mühendislerince hazırlan raporun sonuç bölümündeki Risk Değerlendirme tablosu Tuzla’daki korkutucu durumu gözler önüne serdi. Gerçekleştirilen saha çalışmaları sonucu ulaşılan bilgilere göre var olan risk “normal, orta ve yüksek” olarak üç derecede tanımlanıyor. İlçe halkının sağlığını tehdit eden unsurların hemen hemen tamamının yüksek çıkması Tuzlalıları nasıl bir sonun beklediğini açıkça ortaya koyuyor.
Kimyasal atık ve gazlar Allah’a emanet!
Yapılan araşıtırma sonucunda sanayi kuruluşlarının pek çoğunun yeraltı suyu ve toprak kirliliği oluşturabilecek kimyasallar kullandığı ancak, bunların atıklarının depolanması sıranda gerekli önlemlerin alınmadığı, kayıt altına alınmadığı, kanalizasyon şebekesine dejarj edildiği, kuruluşların neredeyse tamamının bacalarında filtreleme sisteminin olmadığı, hava emisyonlarının ölçülmediği ortaya çıktı. Raporda yüksek risk olarak nitelendirilen bu durumun önlenmesi için gerekli denetimlerin yapılmadığı da vurgulandı.
Asbest kullanımı: Bilinemiyor!
Raporda, ilçedeki sanayi kuruluşlarınca asbest içeren maddelerin kullanılıp kullanılmadığının bilinemediği belirtiliyor. Yer altında asbest içeren boruların kullanılmasının kuvvete muhtemel olduğu, havada bulunan asbest ölçümünün yapılmadığının altı çiziliyor.
Kokunun kaynağı sanayi kuruluşları
Hazırlanan Çevre Raporu’da ilçede bulunan Deri Sanayi Sitesi, Organize Sanayi Bölgeleri ve irili ufaklı yüzlerce sanayi kuruluşunun tehlikeli atklar ve gaz salınımı konusunda üzerlerine düşeni yapmadıklarını ortaya çıkardı. Sanayi kuruluşlarının neredeyse tamamının ruhsatsız ve işletme belgesi olmadan çalıştığına dikkat çeken rapor, kuruluşların çoğunun ön arıtma tesisinin olmadığı, olanların da bunu çalıştırmadığı, atıklarını İSKİ kanalizasyon borularına verdiğini ve bunların doğrudan Arıtma tesisine geldiğini belgeliyor.
İlçede bulunan İSKİ denetiminde Kuzu İnşaat tarafından çalıştırılan Arıtma tesisi, sanayi atıklarını arıtamadan denize dejarj edince yoğun şikayetlere neden olan dayanılmaz koku ortaya çıkıyor. Koku, periyodik olarak ölçümlenmediği ya da ölçümler duyurulmadığı için halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkinin derecesi bilinemiyor.
Dereler açık atık kanalı!
Raporda dikkat çeken bir başka konu ise sanayi kuruluşlarının dereleri atıkların bertarafı için “açık kanal” olarak kullandığının belirlenmesi. Hemen hemen tüm sanayi kurularında ön arıtma tesisinin olmadığına olanlarında tesisi çalıştırmadığını vurgulayan rapor, ıslah edilmiş derelerin “atık su kolektörü”, ıslah edilmemiş olanlarınsa “açık kanal” olarak kullanıldığını belgeliyor. Derelere doğrudan verilen atıklar, Tuzla Biyolojik Arıtma tesisine geliyor. Ancak tesis bunları arıtamadığı için gelen kimyasallar da dahil tüm atıklar denize doğrudan dejar ediliyor.
Raporun 67. Sayfasında bu durum, “Saha ziyareti sırasında Dericiler OSB’ye ait atıksu arıtma tesisinde sistemde problem olduğu gerekçesiyle krom, sülfür, boya ve ağır metal içeren atıksuların arıtılmadan Umur Deresine deşarj edildiği gözlemlenmiştir. Bu bölgede yoğun miktarda koku problemi yaşanmakta, geniş bir bölgede şikayetler bulunmaktadır. Koku problemi yaratan bu atıksular, Tuzla Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisine gititiğinden koku
problemi daha geniş bir alana yayılmaktadır.”denilerek konu somutlanmaktadır.
İSKİ onayıyla “0 noktası”ndan denize dejarj
Raporda dereler ve kolektörler aracılığıyla bertaraf edilen sanayi atıklarının doğrudan Biyolojik Arıtma Tesisi’ne geldiği sıklıkla vurgulanıyor. Sadece biyolojik yani evsel atıklar için kurulan tesisin bunları arıtamadığı, zaman zaman bu atıksuların İSKİ denetimde 0 noktasından denize verildiğinin de altı çiziliyor. Raporu hazırlayan bilimadamları bu durumu “hiç bir mevzuata, çevre bilincine ve sorumluluğa uymayan eylemler” olarak tanımlıyor.
Yetkililer cevap bile vermiyor
Raporu hazırlayanlar, çalışma sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, DSİ gibi kurumlara resmi yazıyla bir kaç kez başvurmalarına rağmen, ilçedeki tesislerle ilgili denetim, ruhsatlı firmalar, arıtma tesisi kurmakla mükellef firmalar, şikayetler, önceki denetim sonuçları gibi bilgileri alamadıklarını, adı geçen kurumların hiç bir şekilde cevap vermediğini belirtmişlerdir.
Zehirli variller büyük tehlike
Orhanlı beldesinde depolanmış olarak bulunan binlerce zehirli varilin toprağı ve yeraltı sularını kirlettiği de raporda yer alıyor. Ayrıca toprak ve yeraltı sularının kirlilik durumun ölçülmemesi ve gömü alanlarının yer altı incelemesinin yapılmaması da yüksek risk olarak tanımlanıyor. Bilindiği gibi Orhanlı beldesi’nde zehirli variller bulunduğunda İstanbul İl Sağlık Müdürü Emin Bİrpınar, “Zehirin suya ve toprağa çoktan karıştığını düşünüyoruz.” Derken, Tabibler Odası ısrarla bu olayın sonuçlarının 5-10 yıl içinde ortaya çıkacağını vurgulamıştı. Bu açıklamalara rağmen bölgede ne yeraltı suları ne toprak kirliliği periyodik olarak incelendi ne de bölge halkının sağlığı izlendi. Yetkililerin olayın üzerini örtmesi sonucu Tuzla halkı adeta kaderine terkedildi.
Tuzla Belediyesi sadece seyrediyor
Kalite Belgesi almak için raporu hazırlatan AKP’li Tuzla Belediyesi’nin ne önceki Belediye Başkanı Mehmet Demirci ne de yeni Başkan Dr. Şadi Yazıcı döneminde önlem alıcı, denetleyeci hiç bir girişimde bulunulmadığı biliniyor. AKP’li Yeni Başkan Yazıcı’nın halkı rahatlatmak için yerel gazetelere verdiği demeçlerde “koku zehirli değil” demesi ise hiç bir bilimsel veriye dayanmadığı gibi, ilçede korkutucu boyutlara ulaşan kanser vakalarının varlığı halkı endişelendirmeye devam ediyor.
Oysa ki rapor, Çevre Kanunu’nun uygulanmasının yani sanayi kuruluşlarının denetiminin yasal sorumlusunun Tuzla Belediyesi olduğunu açıkça ifade ediyor. Raporda ayrıca Tuzla’ya iki tane daha OSB kurulmasının gündemde olduğu, bu konuda Tuzla Belediyesi’nden de görüş isteneceği, ilçenin alt yapısının bunu kaldıramayacağından belediyenin buna izin vermemesi gerektiğinin de altı çiziliyor.
Tuzlalı ayakta
Tuzla halkı şikayetlerine kulak tıkayan yetkililere öfkeli. Halk sanayi kuruluşlarının denetlenmediği konusunda hemfikir. Artan kanser vakaları bölge halkını korkutuyor. Geçtiğimiz Pazar günü DSP İlçe Örgütü’nce başlatılan imza kampanyası iki günde 10.000 imzaya ulaştı.
DSP İlçe Başkanı Halil Özen konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Rant uğruna Tuzla’yı ve Tuzlalıları gözden çıkardılar. Bizim taleplerimiz çok basit. Arıtmanın rehabilite edilerek amacına uygun kullanılması yani sanayi kuruluşlarının kimyasal atıklarının buraya verilmesinin engelenmesini istiyoruz. Sanayi kuruluşlarının “sahici” denetimleri sonucu bunun çözüleceğini düşünüyoruz.
İkincisi ise örtbas edilen zehirli varil dosyasının yeniden açılmasını talep ediyoruz. Alandaki gömülü varillerin tamamının çıkarıldığına bilim insanları bile inanmıyor. Zaten orda kapsamlı bir çalışma yapılmadığı sadece ihbar edilen bölgenin kazıldığını biliyoruz. Büyükşehire ait döküm alanının ayrıntılı olarak incelenmesi ve bölge halkının sağlığının periyodik olarak incelenmesi sonucu gerçekler ortaya çıkacaktır” dedi.
Yorum Yapın