40. Paftayla ilgili yapılan toplantılarda “Ben bu projeyi, insanların evlerini yıkmadan, insanların parsellerini kamulaştırmadan ve insanları başka mahallelere taşımadan; sadece harabe durumundaki tarihi evler için yapacaksanız destekliyorum” diyen gazetemiz sahibi ve yazıişleri müdürü Halil Özen’e;
Sayın Demirci kendince çok “şık” bir cevap vermişti: “Sizin vicdanınız 40.paftada yaşayanları depreme terketmeye el verebilir ama benimki el vermez.”
Sayın Özen’in cevabı ise fazla “gerçekçi” oldu: “Sayın Başkan, Tuzla’da hiç yöneticilik yapmadım. Hiç bir kaçak binada benim ‘imzam’ yok. Kaçak inşaatlara ben göz yummadım. O yüzden benim vicdanım çok rahat.”


……………………………………………
Vicdan, kimi insan için rahat bir yastık; kimisi için susturulması gereken manasız bir ses; kimisi içinse hiç duymadıkları derin bir sessizliktir…
Vicdanları dilsiz olan insanlardan herşey beklenir… Çünkü onlar; artık hesap vermek zorunda kalacakları en son “yargıcı” da yitirmişlerdir…
……………………………………………
Tuzla, kaçak kooperatifler cenneti… Tuzla’da insanlar, ellerindeki üç beş kuruşla aldıkları tapusuz evlerde “iğreti” oturuyor… Tuzla’da insanların tapulu mülkleri ellerinden alınıyor… Tuzla’da belediye meclis üyelerine kıyak geçiliyor… Tuzla’da kamunun malı gasp ediliyor… Tuzla’da yeşil alanlar bir anda “konut ve ağaçlanırılmış alana” çevriliyor… Eller kalkıyor, eller iniyor… Tuzla bir yağma cennetine dönüyor…
……………………………………………
Vicdanlar dilsiz, konuşmuyor… Onların sesini duymamak için, gerçeği söyleyenlere daha çok bağırıyor bazıları: “Sen vicdansızsın!!!”
……………………………………………
“Tarih evrenin vicdanıdır” diyor Ömer Hayyam. Tarih kimin vicdanlı olup olmadığını yazıyor elbet…
……………………………………………
Ve Peygamberimiz Hz. Muhammed, en büyük öğüdü veriyor vicdanlarını dilsiz bırakınlara;
“vicdanını hırstan koru…”

Yorum Yapın