Milletçe, medyaca “sendika” dan hoşlanmayız. “Yerel basın” ı küçümseriz. “Marjinal ulusal basın” ı bilmeyiz.

 

Umur TALU / Dipsiz Kuyu



“Ölüm haberleri, yazıları” sansasyonel değilse, ilgi çekmez.

Sekiz aydaki 16′ncı ile 19′uncu ölümler arasında, geçen hafta “Tuzla cehennemi” manşetlerdeydi.

Meclis’te görüşme oldu. Muhalefet konuştu, koştu. Bakan, tersane sahipleri “itiraf” ta bulundu.

Oysa, geçmiş bir yana, sekiz aydır Tuzla yine Tuzla idi. Ölümse, yine ölüm.

Şöyleydi:

Çağdaş Tuzla Gazetesi, cehennemi duyurmakta büyük iş yaptı.

Sevilmeyen “sendika”, Limter-İş, kısıtlı sayıdaki sendikalı işçinin işsiz, aç kalmayı da göze alarak mücadele etmesiyle cehenneme dikkat çekmek için çırpındı.

Evrensel, Birgün gibi ulusal “az satan” gazeteler ile muhalif internet siteleri haberleri duyurdu.

Büyük medyada öncelikle Sabah o cehenneme dikkat çekti.

Ne tuhaf.

Henüz kaybetmiştim annemi. Belki ölümün acısı tazeyken içimde, o günlerde, önceden bildiğim Tuzla ile yeni ölümleri üstüne çok yazıp durdum.

TMMOB İstanbul, “Tuzla komisyonu” oluşturdu, raporlar çıktı.

Sonunda, ne iyi ki, hepsini gururla izledim: Çok sayıda TV, gazete, gazeteci Tuzla’yı önemsedi.

Tuzla sadece vahşi piyasa cehennemine, kölelik düzenine, servet ve siyasetin aymazlıklarına dair bir ders değil;

Sendikanın, örgütün, kamu mücadelesinin değerine, yerel ve ulusal gazeteciliğin vicdanına, muhalefetin önemine dair de bir vaka.

 

http://arsiv.sabah.com.tr/2008/02/25/haber,2FC2734E1A1045C1B758E0284AB34C04.html