Kan dolaşımının sağlanması için bir basınç gereklidir. Bu basıncın normalden fazla olmasına hipertansiyon denir. Hipertansiyon için kullanılan diğer bir isim ise, YÜKSEK TANSİYON’dur.

Kan basıncını ölçerken 2 kan basıncı değerine bakılır:
- Büyük tansiyon (sistolik kan basıncı)
- Küçük tansiyon (diyastolik kan basıncı)

Kalbin kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük tansiyon, kalbin gevşemesi esnasında ölçülen kan basıncı ise küçük tansiyondur. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Gerek büyük tansiyon gerekse de küçük tansiyonun normalden yüksek olmasuı önemlidir. Bu konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondaki yüksekliği önemsememektedir; bu çok yanlıştır. Hipertansiyon çok yaygın bir hastalıktır. Hipertansiyon, kalıcı hastalık ve ölüm nedeni olan toplumsal bir sorundur. Hastaların azımsanmayacak bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması, hipertansiyonun önemini artırmaktadır. Hipertansiyon, değisik böbrek, kalp, damar hastalıkllarına, felçlere ve görme kaybına yol açabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda, kanbasıncı yüksekliğine daha sık rastlanır.

Belirtileri:

Hipertansiyonun başlıca belirtileri baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, burun kanaması, yol yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, gece uyurken uykudan kalkıp idrar yapma ve bacaklarda şişliktir. Kan basıncının çok yüksekliği durumunda, çift görme, dilde peltekleşme, yüzde ve vücutta karıncalanma olabilir. Bu belirtilerin hiçbirisi hipertansiyona özgü değildir, başka hastalıklarda da izlenebilir. Ancak hastaların önemli bir kısmında hiçbir belirti yoktur. Bu hastalarda hipertansiyon tanısı, sadece kan basıncı ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle, hipertansiyon hastası olmasa bile tüm hastalar yılda en az 1-2 kez kan basıncını ölçtürmelidir.

İnsan vücudunda, tüm organ ve dokuları besleyen damarlar bulunur. Hipertansiyon, kan damarlarında basıncın artması durumudur. Evimizdeki musluklara suyu taşıyan su borularındaki gibi bir basınç, tüm damarlarda mevcuttur. Nasıl bu borularda basınç artışı, tıkanma ve patlamalara yol açarsa, hipertansiyonda da damarlarda patlamalara ve tıkanmalara yol açar. Tüm organ ve dokularda damar olduğu için hipertansiyon tüm vücudu etkileyebilir. Hipertansiyondan en çok etkilenen organlar; kalp, beyin, böbrekle, büyük atardamarlar ve gözledir. Hipertansiyon bu organları etkileyerek kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. Hipertansiyonun vücuda verdiği başlıca zararları özetlemeye çalıştım.
Kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen damarlarda daralma (kroner arter darlığı), kalbi besleyen damarlarda tıkanma(kalp krizi), beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma, görme azalması ve körlük, büyük atardamarlarda genişleme, bu genişlemenin yırtılması, bu damarlarda tıkanma. Bunların sonucu, kangren veya ani kanamalara bağlı ölüm gelişir.
Hipertansiyonun vücuda verdiği bu zararlar, hastaların moralini bozmasın. Bugün tıp hipertansiyonu tedavi edilebilir ve yeterli tedavi ile bu zararlar minimuma indirilebilir. Hipertansiyon zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilirse, yukarıda sayılan hastalıklar ve bunlara bağlı ölümler önlenebilir. Hipertansif hastalarda, kardiyonvasküler risk faktörlerinin değelendirmesi ve mümkünse değiştirilmesi, tedavinin temel noktalarından birisidir. Hipertansif hastalarda, hipertansiyon dışındaki kardiyovasküler risk faktörlerine de sık rastlanır ve bu kardiyovasküler kalıcı hasar ve ölüm riski kesin olarak azaltılır. Günümüzde, hipertansiyon tanım ve sınıflandırmasında da kardiyovasküler risk faktörlerinin önemi giderek artmaktadır. Aşağıda kardiyovasküler risk faktörleri özetledim.
- Hipertansiyon
- Sigara
- Lepid (yağ) metabolizması bozuklukları
- Diyabetes mellitus (şeker hastalığı)
- šişmanlık
- Fiziksel aktivite azlığı ve sedanter yaşam
- Artmış trombojenk faktörler
- İleri yaş
- Erkek cinsiyet
- Aile öyküsü
- Östrojen eksikliği

Lipid (yağ) metabolizması bozuklukları, majör ve düzeltilebilir kardivasküler risk faktörlerinden birisidir. Diyetin kolestrol içeriği ile kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Diyetin kolestrol içeriği ile kardiyovasküler risk arasında da doğrudan ilişki vardır. Hipertansif hastalara, düşük kolestrol ve düşük doymuş yağ asidi içeren, liften zengin diyet önerilmelidir. Diyetle istenen kolestrol düzeyi sağlanamayan hastalarda, kolestrol düşürücü ilaçlar kullanmalarını sağlayarak kolestrollerini istenen düzeyde tutmayı başarmaktayım.
Hastalar katı yağ yerine sıvı yağ, kırmızı et yerine beyaz et kullanmalıdır.
Yetersiz egzersiz kariyovasküler riski arttırır. Öte yandan sedanter yaşam, kan şekeri, kolestrol ve kan basıncı kontrolünü zorlaştırır. Düzenli egzersiz yapanlarda, kroner arter hastalığı riski de azalır.
Diyabetes mellitus (şeker hasktalığı) iyi bilinen bir kardivasküler risk faktörüdür. Ayrıca diyabetik hastalarda lipid (yağ) metabolizması bozuklukları, hipertansiyon, şişmanlık gibi diğer kardivasküler risk faktörleri de sıktır. Sigara, kroner arter hastalığı sıklığını arttırdığı gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin etkisini de arttırır. Sigara içimi, Türkiye’deki en önemli sağlık problemlerinden birisidir ve ne yazık ki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Sigaranın bırakılması ile kroner arter hastalığı riski azalır ve bu azalma 12 ay sonra en belirgin hale gelir. Yaşam düzenin düzenlenmesi hipertansiyon hastaları için hayati önem taşır.
Şişmanlık, şeker hastalığı veya kanında yağı yüksek (hiperlipidemi) olan hastalarda, yaşam düzenin değiştirilmesinin önemi daha da artar. Yaşam düzeninin değiştirilmesi bazen birden fazla ilaz kullanımı yerine tek ilaçla sorunun üstünden gelmemizi sağlar. Hipertansiyonu tek başına kontrol edebileceği gibi ilaç gereken durumlarda, ilaç dozunun azaltılmasına da olanak sağlar.

Yaşam düzenin değiştirilmesindeki temel noktalar, aşağıda özetlemeye çalıştım. – Tuz alımının kısıtlanması
- Hastanın ideal kiloya getirilmesi
- Fiziksel aktivitenin arttırılması
- Sigaranın terkedilmesi
- Aşırı aklolün önlenmesi
- Diyette potasyum desteği
- Diyette doymuş yağ ve kolestrol alımının sınıflandırılması

İlaç seçiminde “yeni ilaçların, eski ilaçlardan daha iyi olduğu” düşüncesi, her zaman doğru değildir. Yeni ilaçların reklamı daha fazla yapılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, iyi ilacın reklamı olmaz. İlaç seçimi, kesinlikle bir deneyimli bir doktor tarafından yapılmalıdır.
Hipertansiyon gayet korkutucu bir hastalık olmasına rağmen 30 yıllık deneyimim ile 1 veya daha fazla kombine ilaç kullanımıyla hipertansiyon tedavi edilmezse sonuçları korkutucu hatta ölümcül ama tedavisi ise bir o kadar kolay bir hastalıktır.

SİNSİ HASTALIK HİPERTANSİYON (YUKSEK TANSİYON) (3) Hastalar katı yağ yerine sıvı yağ, kırmızı et yerine beyaz et kullanmalıdır. Yetersiz egzersiz kariyovasküler riski arttırır. Öte yandan sedanter yaşam, kan şekeri, kolestrol ve kan basıncı kontrolunu zorlaştırır. Düzenli egzersiz yapanlarda, kroner arter hastaligi riski de azalır. Hastalar katı yağ yerine sıvı yağ, kırmızı et yerine beyaz et kullanmalıdır. Yetersiz egzersiz kariyovasküler riski arttırır. Öte yandan sedanter yaşam, kan şekeri, kolestrol ve kan basıncı kontrolunu zorlaştırır. Düzenli egzersiz yapanlarda, kroner arter hastaligi riski de azalır.
Diyabetes mellitus (Şeker hastaligi) iyi bilinen bir kardiyovasküler risk faktorüdür. Ayrıca diyabetik hastalarda lipid (yağ) metabolizması bozuklukları, hipertansiyon, şişmanlık gibi diğer kardiyovasküler risk faktörleri da sıktır. Sigara, kroner arter hastaligi sıklığını arttırdığı gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin etkisini de arttırır. Sigara içimi, Türkiye’deki en önemli sağlık problemlerinden birisidir ve ne yazık ki kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Sigaranın bırakılması ile kroner arter hastalığı riski azalır ve bu azalma 12 ay sonra en belirgin hale gelir. Yaşam duzeninin düzenlenmesi hipertansiyon hastaları için hayati önem taşır. Şişmanlık, şeker hastalığı veya kanında yağı yüksek (hiperlipidemi) olan hastalarda, yaşam düzeninin degiştirilmesinin önemi daha da artar. Yaşam düzeninin degiştirilmesi bazen birden fazla ilaç kullanımı yerine tek ilaçla sorunun üstünden gelmemizi sağlar. Hipertansiyonu tek başına kontrol edebileceği gibi ilaç gereken durumlarda, ilaç dozunun azaltılmasına da olanak sağlar.

Y a ş a m düzeninin degiştirilmesindeki temel noktaları, aşağıda özetlemeye çalıştım.
-Tuz alımının kısıtlanması
-Hastanın ideal kiloya getirilmesi
-Fiziksel aktivitenin arttırılması
-Sigaranın terkedilmesi
-Aşırı alkolün önlenmesi
-Diyette potasyum desteği
-Diyetle doymuş yağ ve kolestrol alımının sınırlandırılması.

İlaç seçiminde, “yeni ilaçların eski ilaçlardan daha iyi olduğu” düşüncesi, her zaman doğru değildir. Yeni ilaçların reklamı daha fazla yapılmaktadır. Unutulmamalıdır ki, iyi ilacın reklamı olmaz. ilaç seçimi, kesinlikle deneyimli bir doktor tarafından yapılmalıdır.
Hipertansiyon gayet korkutucu bir hastalik olmasına rağmen 30 yıllık deneyimim ile 1 veya daha fazla kombine ilaç kullanımıyla hipertansiyon tedavi edilmezse sonuçları korkutucu hatta ölümcül ama tedavisi ise bir o kadar kolay bir hastalıktır.

Sağlıklı Günler.

Yorum Yapın