MHP Belediye Başkan Adayı Muhammet Demirbaş’la siyaseti, Tuzla’yı ve ülke gündemini konuştuk. Demirbaş, son günlerde çok konuşulan ‘hastane’ konusuna da bir açıklık getirdi: ‘Tuzla’da devlet hastanesi için ayrılmış yer var. AKP, bunu hayata geçirmek yerine nedense GİSBİR’in hastanesine onay veriyor. Hastanenin başında da AKP İlçe Başkanı Şadi Yazıcı var!’

Ama şimdi bunun yerine işçiler prefabrik sağlık ocağına yönlendiriliyor doğal olarak. Buranın işletmecisi kim? AKP İlçe Başkanı Şadi Yazıcı. Yani Şadi Yazıcı siyasi kimliğini, yani ilçe başkanı olmasını ticari işler için kullanıyor. Ayrıca inşaatı devam eden hastanenin de işletmesi Şadi Yazıcı’ya ait olacak…

Ç.T. : Kendinizi tanıtır mısın?
M.D. : Giresun Göreliyim. 2000 yılından itibaren iki dönem üst üste MHP Tuzla İlçe Başkanlığı yaptım. Bildiğiniz gibi 28 Mart 2004 yılında yapılan Belediye Başkanı seçimlerinde MHP Tuzla’dan aday oldum. MHP’nin 2900 oyu vardı. Biz bu oyu 8000’in üzerine çıkardık. Millete göre bu bir başarı ama bana göre ise başarısızlık. Benim için başarı kazanmaktır. Başarısızlık ise kaybetmektir. Ama siyasetçilere göre çok büyük bir başarı bu. MHP Genel Merkezi bile bunu çok büyük bir başarı olarak görüp, bizleri tebrik etmektedir. Ama biz burada kazanacağımız bir seçimi kaybittik. Bunun sebeplerini parti içinde ve dışında aramak lazım… Benim düşüncem ve görüşlerim böyledir.

Ç.T. : Siyaseti bıraktığınızı duyuyoruz. Son seçimlerden oldukça iyi sonuç almıştınız. Neden?
M.D. : Evet sizin de takdir ettiğiniz gibi herkes bu seçimden aldığımız oyun büyük başarı olduğu konusunda hemfikir. Fakat parti içinde böyle düşünmeyen arkadaşlar da oldu. Esasen onlarla anlaşmamız çok zordu. Bir de açıkcası siyaseti menfaatleri üzerine yapanları gördükçe soğudum, hayal kırıklığı yaşadım. Yalan, menfaat siyasete sahip olmamalı. Siyasetin farklı amaçları olmalı. Ama ne yazık ki gördüğüm koltuk sevdası, menafaat herşeyin önünde. Bu genel olarak siyasette böyle. Tüm samimiyetimle söylüyorum, mahallelerde insanlar bana “bırakma” diyorlar. Şu anda kurduğumuz dernekle Tuzlalılara hizmet etmeye çalışıyoruz. Siyaset konusunda ise önümüzdeki günler ne getirir bilemem tabii..

Ç.T. : Bir dernek kurduğunuzu biliyoruz. Amaçlarınızı ve etkinliklerinizi anlatır mısınız?
M.D. : Evet, böyle bir derneğimiz var. Tuzla Kültür ve Sosyal Faaliyetler Derneği. Yani yöresel bir dernek değil. Tuzla’da herkesin üye olabileceği bir dernektir. Bu dernek kültür değerlerimizi yaşatmak, Tuzlalılara mümkün olduğunca yardımcı olabilmek amacıyla kuruldu.Güzelde hizmetlerimiz olmaktadır. Örneğin, göz doktoru getirdik, 567 kişiye bedava olarak göz taraması yaptırdık Ramazandan önce. Daha sonra dahiliye doktoru getirterek sağlık taramaları yapıldı. Aynı şekilde diş hekimimizle diş taramaları yapıldı. Yaz döneminde etkinliklerimizi çok daha yoğun olarak sürdüreceğiz.

Ç.T. : Şu anki belediyenin uygulamaları için ne diyorsunuz?
M.D. : Burda hak adına, adalet adına, Allah adına, islam adına yola çıkan insanların şu andaki çalışmalarını görüyoruz. Çünkü seçim süresince ne konuşsam mübahtır deyip, seçim bittikten sonra bu insanlrın yüzüne bakmayan siyasetçiler, istediklerini yapıyorlar. Seçim zamanı sokaklarda temiz toplum, temiz siyaset, huzurlu bir Tuzla, güzel bir Tuzla diye sokaklarda gezen insanlaın hiçbiri sokakta yok. Seçimlerden sonra herşey unutuldu toplum yararına hiç birşey yapılmadı.
Belediye seçim zamanında 3-4 ay önceden otobüsler koydular sonra kaldırdılar. Kimsenin hiçbir tepkisi yok. Bizi kandırdınız, bize yalan söylediniz diye hiçbir tepkisi yok. Tuzla merkezde ki 40 paftadaki sorunlar çözülecek diye sözü var belediyenin. Ne oldu? Orada neredeyse hergün yangın oluyor. Vatandaşın evi yanıyor ve evi yandığı halde vatandaş orda ceza ödüyor. Ayazma çay bahçesi için güzel bir çay bahçesi vardı. Biz orayı eski haline getirecektik. Ama oraya onların dönüp baktığı yok. Gölün düzenlenmesi çalışmalarını izliyorum. Ne olacağı belli değil. Göstermelik bir iki iş makinesi çalışıyor aylardır. Sonucu ne olacak?

Ç.T. : Tuzla’ya devlet hastanesi projesi üzerine sizin de emek harcadığınızı biliyoruz. Gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce ilçemiz bir devlet hastanesine kavuşacakmı?
M.D. : Bakın bu ilginç bir konu. Biliyorsunuz bir yasa çıktı. Bu yasada kaçak inşaat yapmak yasaklandı. Yapan da, yaptıran da beş sene hüküm giyecektir. Peki, buna uyuluyor mu dersiniz? Ve yeşil alan diye bildirilen arazi üzerinde, bir kısımıda hazineye ait olan bir arazi üzerinde bir kısmını GİSBİR, bir kısmını da AKP Parti İlçe Başkanı Sadi YAZICI tarafından işgal edilmiş, bir tarafının inşaat yapılıp bir tarafını da şu an da hazine arazilerinde bir sağlık ocağı var. Tersaneler, çevredeki iş yerleri, elli tane işçi çalıştıran her hangi bir kuruluş doktor bulundurmak zorunluluğundadır.
Ama şimdi bunun yerine işçiler prefabrik sağlık ocağına yönlendiriliyor doğal olarak. Buranın işletmecisi kim? AKP İlçe Başkanı Şadi Yazıcı. Yani Şadi Yazıcı siyasi kimliğini, yani ilçe başkanı olmasını ticari işler için kullanıyor. Ayrıca inşaatı devam eden hastanenin de işletmesi Şadi Yazıcı’ya ait olacak…
İdris Güllüce, zamanında kaymakamlığın önünde geçen yolu açtırmak istediğinde (benim ilçe başkanlığım dönemimde) zamanın MHP’li Devlet Bakanı olan Ramazan Mirzaoğlu bizi ziyarete gelmişlerdi. Ben idris Bey’le bakanı kendi odamda görüştürdüm. Sonuçta Bakanın talimatıyla o yol açıldığında İdris Bey’e yolun iki yanındaki alanların ne olacağının sordum. “Orası yeşil alan olacak, orayı yeşillendireceğiz” cevabını aldım. Ama şu an baktığım da o yeşil alana hastane yapılıyor. Hastane yapılan yerin bir kısmı da şu anda prefabrik olan sağlık ocağının yeri de hazineye aittir. Ve ruhsatsız yapılan bir yer. Belediye orası için bir ruhsat vermedi. Mehmet Demirci’yle bizzat görüştüm, daha sonra buraya davet ettim, mahalle muhtarlarıyla beraber ruhsatsız olduğunu kendisi de bize söyledi. İçmeler Şifalı suları çalıştıran Köksal Bey’in şikayeti üzerine ve bizim girişimlerimizle oranın inşaatı durduruldu. Biz belediye başkanını bir kez daha ziyaret ettik. Ama daha sonra ne oldu? İnşaat yine sürüyor. Bakanlıktan ruhsat alınacak dendi ama halen ruhsatın alınmadığını duyuyorum. Yani bildiğim kadarıyla burası, ruhsatsız kaçak yapılan bir inşaattır.
Şunu kesinlikle söyleyeyim, Tuzla’da planlarda devlet hastanesi olarak ayrılan yer var. Şimdiki kaymakamlık binasının orada. Tapusu var elimizde, tapunun fotokopisi benim elimde. Benim İlçe Başkanlığım ile yaptığımız yazışmalar elimizde duruyor. GİSBİR’in de bize yazdığı yazı var “burası onaylanırsa biz de size yardımcı olacağız” diyorlar. Ama belediye, arsa üzerine moloz, toprak döktürdü ve Evliya Çelebi Sağlık Ocağı’nı bu arsanın üzerine yaptı. Yani, belediye hastane yapımını engellemeye çalıştı. Bunu söylüyorum çünkü tüm bu gelişmelerden çıkan sonuç bu… Seçim zamanı Tuzla Sahilde Belediye Başkanının bir pankartını gördüm “Devlet Hastanesini biz yaptıracağız” diyorlardı. Şimdi ne oldu? Arsası hazır olan Devlet Hastanesi kaldı. Onun yerine AKP İlçe Başkanının işletmecisi olduğu bir özel hastane yapılıyor…
Şimdi düşünün, Tersanecilerin yaptırdıkları prefabrik sağlık ocağını da Şadi Yazıcı çalıştırmaktadır. Böyle bir şey olmaması gerekiyor. Şimdi şaşırıyorum siyasetçi olarak sadece menfaatini düşünerek mi bunlar siyaset yapıyor. Yoksa hakikaten seçim zamanında anlatılan temiz toplum, temiz siyaset, hak ve hukuk adına, adalet adına, adil düzen adına yola çıkarılan bir zihniyetin seçim bittikten sonra bunları elinin tersiyle bir tarafa atan, kendi menfaatinin peşinde koşan bir yapıda olduğunu görüyoruz biz. Ne yazık ki, hem ülkemiz, hem ilçemiz bu zihniyetle yönetiliyor…

Ç.T. : AB hakkındaki görüşleriniz?
M.D.: Avrupa Birliği meselesini tartışmak için önce Avrupa Birliği anayasasının imzalandığı fotoğrafa bakalım. O fotoğraf aslında AB’nin ne olduğunu açıkça anlatmaya yetiyor. Biliyorsunuz, Sayın Başbakanımız Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümü olan 29 Ekim’de bu törendeydi. Peki bu belgeyi imzalarken, başının üstündeki kocaman heykelin, Avrupa ve Hıristiyan tarihindeki çok önemli yeri olan Haçlı Seferlerini başlatan papaya ait olduğunu biliyor musunuz? İnsanın fikri neyse zikri de odur derler. Bu resim bile AB’nin ne olduğunu anlatmaya yeterli…
Bakın çok tehlikeli şeyler oluyor. Yapay azınlıklar yaratmaya çalışıyorlar. Kürtler azınlık, aleviler azınlık diyorlar. Böyle saçma şey olur mu? Biz kurtuluş savaşımızı Türkler, Kürtler, Boşnaklar, Lazlar… Hep birlikte omuz omuza vermişiz. Bu ülkenin kuruluşunda herkesin kanı var. Nasıl azınlık olabilirler? Ülkenin bölünüp parçalanmasının yolunu açmaya çalışıyorlar. Kıbrıs meselesi keza öyle. Ermeni meselesi böyle…
Kuzey Irak’ta kurulması planlanan Kürdistan Devleti var. Bu devletin bağımsız olacağına inanmıyorum. Tamamen Amerika’nın güdümünde ve onun kuklası olacak.

Ç.T. : Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
M.D. : Ben teşekkür ederim. Çağdaş Tuzla gazetesine de başarılar diliyorum.

Yorum Yapın