Tuzla Belediyesi’nin kalite belgesi almak için ICC Danışmanlık şirketine hazırlattığı ancak halka açıklanmayan çevre raporu ilçe halkının göz göre göre zehirlendiği ortaya çıkardı. Tuzla Belediyesi kalite belgesi almak için ICC Danışmanlık adlı şirketin rapor hazırlamasını isteyince, bölgede yaşanan çevre katliamı belgelenmiş oldu.

Çağdaş Tuzla’nın haberi

Hazırlanan rapora göre; çevredeki sanayi kuruluşların tamamına yakını ruhsatsız çalışırken, kuruluşlar kendi ön arıtma tesisini yapmak yerine atıklarını derelere ve iski arıtma tesisi kanallarına atmayı seçiyor.  Bu şekilde ilçede bulunan Biyolojik Arıtma Tesisi’ne gelen kimyasal atıklar, burada arıtılamadığı için denize dejarj edililyor. Bunun sonucunda yerlatı suları ve toprağın kirlenmesinin yanı sıra, ortaya çıkan dayanılmaz koku  Tuzla halkını canından bezdiriyor. Kendi raporlarına rağmen yetkililer yıllardır hiç bir şey yapmadan durumu izlemekle yetiniyor.

KALICI HASTALIKLARDAN KORKULUYOR

Tuzla, tersaneleri, çöp toplama istasyonu, Deri Sanayi, İston, Organize Sanayi Bölgeleri, yüzlerce irili ufaklı sanayi kuruluşu, zehirli varilleri, arıtmayan arıtma tesisiyle her geçen gün Dilovası olma yolunda ilerliyor. Halk dayanılmaz kokudan şikâyetçi ve kalıcı hastalıklardan endişeli. Belediyenin 2006 Aralık ayında Kalite Belgesi almak için ICC Danışmanlık Şirketi’ne hazırlattığı Tuzla Çevre Raporu, halkın endişelerinde ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkardı.

Çevre ve Endüstri Mühendislerince hazırlan raporun sonuç bölümdeki Risk Değerlendirme tablosu Tuzla’daki korkutucu durumu gözler önüne serdi. Gerçekleştirilen saha çalışmaları sonucu ulaşılan bilgilere göre var olan risk “normal, orta ve yüksek” olarak üç derecede tanımlanıyor. İlçe halkının sağlığını tehdit eden unsurların hemen hemen tamamının yüksek çıkması durumu açıkça ortaya koyuyor.

KİMYASAL ATIKLAR VE GAZLAR DENETİMSİZ

Yapılan araşıtırma sonucunda sanayi kuruluşlarının pek çoğunun yeraltı suyu ve toprak kirliliği oluşturabilecek kimyasallar kullandığı ancak, bunların atıklarının depolanması sırasında gerekli önlemlerin alınmadığı, kayıt altına alınmadığı, kanalizasyon şebekesine dejarj edildiği, kuruluşların neredeyse tamamının bacalarında filtreleme sisteminin olmadığı, hava emisyonlarının ölçülmediği ortaya çıktı. Raporda yüksek risk olarak nitelendirilen bu durumun önlenmesi için gerekli denetimlerin yapılmadığı da vurgulandı.

Raporda, ilçedeki sanayi  kuruluşlarınca asbest içeren maddelerin kullanılıp kullanılmadığının bilinemediği belirtiliyor. Yer altında asbest içeren boruların kullanılmasının kuvvete muhtemel olduğu, havada bulunan asbest ölçümünün yapılmadığının altı çiziliyor.

DERELER SANAYİ ÇÖPLÜĞÜ OLMUŞ

Raporda dikkat çeken bir başka konu ise sanayi kuruluşlarının dereleri atıkların bertarafı için “açık kanal” olarak kullandığının belirlenmesi. Hemen hemen tüm sanayi kurularında ön arıtma tesisinin olmadığına olanlarında tesisi çalıştırmadığını vurgulayan rapor, ıslah edilmiş derelerin “atık su kolektörü”, ıslah edilmemiş olanlarınsa “açık kanal”  olarak kullanıldığını belgeliyor. Derelere doğrudan verilen atıklar, Tuzla Biyolojik Arıtma tesisine geliyor. Ancak tesis bunları arıtamadığı için gelen kimyasallar da dahil tüm atıklar denize doğrudan dejar ediliyor.

YETKİLİLER SUSKUNLUĞUNU KORUYOR

Raporda dereler ve kolektörler aracılığıyla bertaraf edilen sanayi atıklarının doğrudan Biyolojik Arıtma Tesisi’ne geldiği sıklıkla vurgulanıyor. Sadece biyolojik yani evsel atıklar için kurulan tesisin bunları arıtamadığı, zaman zaman bu atıksuların İSKİ denetimde 0 noktasından denize verildiğinin de altı çiziliyor. Raporu hazırlayan bilimadamları bu durumu “hiç bir mevzuata, çevre bilincine ve sorumluluğa uymayan eylemler” olarak tanımlıyor.

Raporu hazırlayanlar, çalışma sırasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, DSİ gibi kurumlara resmi yazıyla bir kaç kez başvurmalarına rağmen, ilçedeki tesislerle ilgili denetim, ruhsatlı firmalar, arıtma tesisi kurmakla mükellef firmalar, şikayetler, önceki denetim sonuçları gibi bilgileri alamadıklarını, adı geçen kurumların hiç bir şekilde cevap vermediğini belirtmişlerdir.

‘ZEHİRLİ VARİLLER ÇOKTAN TOPRAĞA KARIŞTI’

Orhanlı beldesinde depolanmış olarak bulunan binlerce zehirli varilin toprağı ve yeraltı sularını kirlettiği de raporda yer alıyor. Ayrıca toprak ve yeraltı sularının kirlilik durumun ölçülmemesi ve gömü alanlarının yer altı incelemesinin yapılmaması da yüksek risk olarak tanımlanıyor. Bilindiği gibi Orhanlı beldesi’nde zehirli variller bulunduğunda İstanbul İl Sağlık Müdürü Emin Bİrpınar, “Zehirin suya ve toprağa çoktan karıştığını düşünüyoruz.” Derken, Tabibler Odası ısrarla bu olayın sonuçlarının 5-10 yıl içinde ortaya çıkacağını vurgulamaştı. Bu açıklamalara rağmen bölgede ne yeraltı suları ne toprak kirliği periyodik olarak incelendi ne de bölge halkının sağlığı izlendi. Yetkillerin olayı kısa sürede kapatması sonucu Tuzla halkı adeta kaderine terkedildi.

Rapor, Çevre Kanunu’nun uygulanmasının yani sanayi kuruluşlarının denetiminin yasal sorumlusunun Tuzla Beledyiesi olduğunu açıkça ifade ediyor. Raporda ayrıca Tuzla’ya iki tane daha OSB kurulmasının gündemde olduğu, bu konuda Tuzla Belediyesi’ndende görüş isteneceği, ilçenin alt yapısının bunu kaldıramayacağından belediyenin buna izin vermemesi gerektiğinin de altı çiziliyor.

Tuzla halkı ayakta

Tuzla halkı şikâyetlerine kulak tıkayan yetkililere öfkeli. Halk sanayi kuruluşlarının denetlenmediği konusunda hemfikir. Artan kanser vakaları bölge halkını korkutuyor. Geçtiğimiz Pazar günü DSP İlçe Örgütü’nce başlatılan imza kampanyası iki günde 10 bin imzaya ulaştı.

DSP İlçe Başkanı Halil Özen konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Rant uğruna Tuzla’yı ve Tuzlalıları gözden çıkardılar. Bizim taleplerimiz çok basit. Arıtmanın rehabilite edilerek amacına uygun kullanılması yani sanayi kuruluşlarının kimyasal atıklarının buraya verilmesinin engelenmesini istiyoruz. Sanayi kuruluşlarının “sahici” denetimleri sonucu bunun çözüleceğini düşünüyoruz. İkincisi ise örtbas edilen zehirli varil dosyasının yeniden açılmasını talep ediyoruz. Alandaki gömülü varillerin tamamının çıkarıldığına bilim insanları bile inanmıyor. Zaten orda kapsamlı bir çalışma yapılmadığı sadece ihbar edilen bölgenin kazıldığını biliyoruz. Büyükşehire ait döküm alanının ayrıntılı olarak incelenmesi ve bölge halkının sağlığının periyodik olarak incelenmesi sonucu gerçekler ortaya çıkacaktır” dedi.

5 Yorum

  1. Alexander demişki,

    dakota@misrepresentation.protested” rel=”nofollow”>.…

    ñïàñèáî çà èíôó!!…

    Yazan 30 Kasım 14 Saat 8:13 pm

  2. james demişki,

    cowboys@mayonnaise.reproductions” rel=”nofollow”>.…

    ñïñ!…

    Yazan 17 Aralık 14 Saat 10:13 am

  3. Terrence demişki,

    palpable@stan.corpulence” rel=”nofollow”>.…

    good….

    Yazan 15 Ocak 15 Saat 4:56 pm

  4. Jesus demişki,

    kaiser@dilys.tropical” rel=”nofollow”>.…

    ñïàñèáî çà èíôó….

    Yazan 03 Şubat 15 Saat 1:59 pm

  5. Guy demişki,

    hells@mollify.entourage” rel=”nofollow”>.…

    ñïñ çà èíôó!…

    Yazan 03 Şubat 15 Saat 2:30 pm

Yorum Yapın